Yatırım Projeleri Nasıl Hazırlanır?

PROJE KAVRAMLARI

Proje: Bir plan çerçevesinde, belli bir zaman döneminde belirli kaynaklarla diğerlerinden bağımsız olarak gerçekleştirilebilecek, birbiri ile doğrudan ilişkili faaliyetler kümesine proje adı verilmektedir.

Proje çeşitleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

1. Yeni Yatırım Projesi: Tamamıyla yeni bir tesis kurmak amacıyla gerçekleştirilen projedir.

2. Yenileme Yatırım Projeleri: Mevcut ve işleyen sisteme ilişkin üretim araçları yıpranmışsa ve yeni teknoloji ile değiştirilmesine ihtiyaç duyuluyorsa yenileme yatırım projesine ihtiyaç vardır.

3. Tamamlama-Genişletme (Tevsi) Yatırım Projeleri: Mevcut bir tesisin üretim kapasitesini arttırmak için yürütülen yatırım projeleridir.

4. Modernleştirme ya da Modernizasyon Yatırım Projeleri: Mevcut tesise,araç -gereç ve makinelerde yıpranma olmamasına karşın uygulanan teknolojinin eski olması dolayısıyla yapılan modernleştirme çalışmalarını kapsayan yatırım projeleridir.

Projelerin plansız olması düşünülemez. Bu bağlamda plansız bir proje etrafı bulanık olarak görmekle aynı anlama gelir. Elektrik santralına yönelik bir projeye ilişkin elektrik dağıtım planı olmaması projenin hayata geçirilmemesine sebebiyet verir.

Yatırım projeleri bir ülkenin geleceği için son derece önem arz etmektedir.

Yatırım projelerinin ülke genelindeki yararlarını iki önemli başlık altında toplamak mümkündür:

Yatırımların çoğaltan ya da çarpan etkisi: Ülke genelinde gerçekleştirilecek bir birim yatırımın milli gelirde bir birim artışa yol açacağı ifade edilmektedir. Marjinal tasarruf eğilimi yatırım ile ters orantılıdır.

Yatırımların hızlandıran etkisi: Yeni olarak gerçekleştirilecek yatırımlar gelir düzeyinde artışa yol açacak, bunun etkisiyle tüketim artacak, tüketim arttıkça da yeni yatırımların önü açılmış olacaktır.

Yatırım projelerinin yukarıda sayılan faydalarının gerçekleşebilmesi için optimal kaynak kullanımı şarttır. Konu mikro açıdan ele alındığında yatırım projelerinin önemi, sabit sermaye yatırımlarının işletmenin varlığının devamlılığına katkısı ve işletmenin piyasa değerinin artması şeklinde özetlenebilir. İşletmenin değeri, ileriye dönük olarak yapılan etkin yatırımlarla doğru orantılıdır.

Yatırımların diğer önemli bir etkisi de ekonomik ve teknolojik koşullara uyum sağlayabilme etkisidir.

Yatırım projesi hazırlama ve değerlendirme çalışmaları genel anlamıyla fizibilite etüdü olarak da tanımlanır.

Fizibilite etüdünün faydaları şu şekilde özetlenebilir:

– Optimum kaynak kullanımına imkan sağlamaktadır.

– Özel sektöre verilen devlet destekli kredilerin doğru ve etkin kullanılmasına imkan tanımaktadır.

– Finansman kuruluşlarının verdiği kredilerin doğru ve etkin kullanılmasına imkan tanımaktadır.

Fizibilite etüdünün önemi, yarıda kalmış yatırım projeleri incelendiğinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Tüm bu faktörlerin birbiriyle koordineli olarak gerçekleştirilebilmesi için sistem yaklaşımına ihtiyaç duyulur.

Proje tanımında yer alan geniş ve bütünsel yaklaşım ancak sistem anlayışıyla bütünsellik göstermektedir. Buradan yola çıkarak sistemi belli bir amacı gerçekleştirmek için birlikte çalışan ve birbirini etkileyen parçalar bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

Sistemin ana özellikleri:

• Her sistemin bir amacı olmalıdır.

• Sistemi meydana getiren parçalar arasında etkileşim olmak zorundadır. Bu özellik sistemi düzensiz olarak bir araya gelmiş parçalar yığını olmaktan kurtarır.

• Tüm sistemler çevresi ile ilişki içerisindedir. Etki-tepki prensibi bir sistemin varlığını sürdürmesinde önemli bir fonksiyonu yerine getirmektedir. İstikrarlı bir gelişme dengesi ancak ve ancak buna bağlıdır.

• Dünyadaki tüm sistemler açık ve kapalı sistemler olmak üzere ikiye ayrılır. Açık sistemler çevresiyle ilişkili, çevresel etkenlerden etkilenen sistemlerdir. Geri besleme söz konusudur. Kapalı sistemler ise bu bağlamda yok olmaya mahkumdur.

Planlama faaliyetlerinin başarısı yönetimin etkin olarak katılımı ve çalışanların desteğiyle doğru orantılıdır. Planlama faktörünü gözardı etmiş kurum ve sektörler ileriyi görüp tedbir alma kabiliyetini kaybederler. Diğer en önemli unsur ise planlama faaliyetlerinin nihai hedef olarak insana hizmet ediyor olmasıdır. Projelerin plansız olarak yürütülmesi imkansızdır.

Yatırım projeleri gerek mikro gerek makro açıdan son derece avantaj sağlayan değer araçlarıdır. Bu anlamda fizibilite etüdü yatırım projelerinin doğru ve etkin kullanımına yönelik önemli bir basamaktır. Projelerin yürütülmesi için sistem yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bütünleşik ve etkili bir yönetim ancak sistem yaklaşımıyla mümkün olabilecektir. Sistem yaklaşımı sayesinde olgu ve faaliyetleri birbiri ile ilişkilendirip bu ilişkileri hiyerarşik olarak sınıflandırmak, karmaşık olayları gerçek biçimleri ile görmek ve onlardan anlam çıkartmak mümkün olacaktır.

Yatırım Projelerinin Hazırlanması

Özellikle ürün planlaması ve imalatına yönelik hazırlanan yatırım projelerinde, projenin tüm aşamalarını sistem yaklaşımı içerisinde ele alıp karşılaşılabilecek tüm riskleri kontrol altına almaya yönelik yaklaşım hızla değişen rekabet şartlarında önem kazanmaktadır.

Yeni bir girişimin başlatılmasına yönelik olarak bir yatırım projesinin gelişim sürecini şu şekilde yorumlayabiliriz:

1.Proje fikrinin doğuşu.

2.Ön fizibilite etüdü.

3.Fizibilite etüdü.

4.Projenin değerlendirilmesi.

5.Projenin uygulanması (proje planlaması)

Bir proje fikrinin doğuşu iki şekilde ortaya çıkabilir:

1. Bir ihtiyacı araştır ve bu ihtiyacı giderecek ürünü belirle:

a) Mevcut sanayilerin durumunu incele.

b) Mevcut sanayilerin girdi ve çıktılarını tespit et.

c) Demografik verileri incele.

d) Kalkınma planları ve ekonomik değişim eğrilerini incele.

e) Toplumsal değişimleri incele.

f) Yeni yasaların etkilerini göz önünde bulundur.

2. Önce ürünü bul sonra ihtiyacın derecesini araştır:

a) Mahalli malzeme ve kaynakların incelenmesi.

b) Dışarıdan tedarik edilen malların yerli üretimi.

c) Mahalli beceri ve el sanatları.

d) Yeni yaygınlaşan teknolojilerin olumsuzluklarını

giderecek araştırmalar.

e) Mevcut sanayi ürünlerini ele alarak geliştirme.

f) Sanayi sergilerinden fikir elde etme.

Bu iki yöntemden herhangi biri vasıtasıyla ortaya atılan proje fikirlerinin hepsinin uygulamaya konulması mümkün olmayacağından belirli bir mantık çerçevesinde bu projelerin tatminkar bir ön elemeden geçmesi gerekecektir.

Bu ön elemeyi ise şu sorularla yapabiliriz:

1. Uygun fiyatlarla üretim faktörlerinin tedarik edilmesini sınırlayıcı etkenler var mı?

2. Proje fikri bulunamayacak ölçüde çok sermaye gerektiriyor mu?

3. Projenin çevresel etkileri devletin ve kamuoyunun resmi ya da gayriresmi olarak belirlediği kural ve ilkelere ters midir?

4. Proje fikri ulusal politikalar, amaçlar ve ilkelerle çelişiyor mu?

5. Proje fikrinin yöneldiği piyasaya girişi engelleyecek tekelci kuruluşlar var mıdır?

6. Ürünün uygun bir biçimde piyasaya dağıtımını engelleyen faktörler var mıdır?

7. Proje fikri mevcut ve gelecekte arzu edilen sanayi sektörü ile çelişki içinde midir?

Yukarıda belirtilen sorular ışığında yapılacak bir değerlendirme aşağıda belirtilen faktörler çerçevesinde incelenebilir:

• Mevcut Pazar durumunun yeterliliği.

• Pazarın büyüme potansiyeli.

• Proje ürününün rekabet derecesi.

• Projenin pazarda başarılı olma derecesi.

Ön Fizibilite

Yukarıda belirtilen faktörler ışığında ön elemeden geçen proje adayları artık daha belirginleşmiş ve sağlam verilerin analizleri yardımıyla biraz daha somutlaştırılmaya başlanmıştır. Ürünün daha ayrıntılı ve kesin verilerle proje kapsamında değerlendirilmeye başlanması bu aşamada olur. Bu bağlamda üç konuda karar vermek gerekir:

1. Proje fikirleri kapsamlı bir fizibilite etüdü gerektiriyor mu?

2. Eğer gerektiriyorsa hangi konular üzerine eğilmeli?

3. Fizibilite etüdü kimlere yaptırılmalı?

Fizibilite

Fizibilite etüdü, bir Pazar analizi, bir teknik analiz ve bir de finansal analiz olarak adlandırılan üç belirgin aşamayı içeren kapsamlı bir ekonomik analizdir. Pazar analizi proje ürününün içinde yer alacağı pazarın ve çevrenin durumunu ve ürüne gösterilecek reaksiyonun etkilerini belirlemeye çalışır. Teknik analiz düşünülen projenin teknik olarak yapılabilirliğini ele alır. Finansal analiz ise projeye ilişkin nakit giriş ve çıkışları ışığında, gerekli finansal kaynak ihtiyacını ve nereden temin edileceğini belirler. Bir bakıma, projenin ekonomik açıdan arzu edilebilirliğini gözler önüne serer.

Bir projenin hazırlanması ve uygulamaya konması aşaması ürün planlama sürecinin en etkin aşamasıdır; çünkü bu safhada yapılacak stratejik bir hatanın telafisi belki de yıllar sürecek bir proje sürecinde mümkün olmayacaktır.

 

0